SEKİZ YIL SONRA

Kategori: Yazar - Yorum Yazın

Her şey çok sakin başlamıştı. Kış için pırıl pırıl bir gündü. Pamuk aklığında bulutlar, masmavi bir gökyüzü ve bütün zarafetiyle ışıyan parlak bir ay… Tribünlerde sucuk ekmek yiyenler, sohbet edip, horon tepenler… Gerginliğin hiçbir özel işareti yoktu, bu maçta taraftar üç şey istiyordu; çabuk futbol, etkili futbol ve haklı galibiyet.

Her iki kulüp başkanı taraftarlar arasında oturmuş dostça ama federasyon başkanı ve Lucescu eksik!

Trabzonsporlu taraftarların hazırladığı koreografide bordo, mavi ve beyaz kartonlar ile oluşturulan sembolik Trabzonspor logosu arasından yükselen bordo mavili formalı çizgi film karakteri Temel Reis’in eliyle yakaladığı kanarya yer alıyor. Ayrıca tribünde, ‘Özgür kalacak kadar masum değilsin’ yazısı göze çarpıyor. Boşuna dememişler “Kurt kışı atlatır da, yediği ayazı unutmaz!”

Ezeli rekabet, yüksek kalitede bir futbolcu grubu ve kaliteli bir hakem eşliğinde fırtına gibi başlıyor. Yusuf’un direkte patlayan şutuyla, kaç haftadır gerilen tribünler bütün şiddetiyle inliyordu.

Trabzonsporlu, futbolcuların oyunu kendileri yönetme isteği öyle güçlü bir hal aldı ki, her futbolcu gücünü ve yeteneklerini bu doğrultuda kullanmaya başladı. Özellikle, Sosa, Yusuf ve Abdulkadir rakip yarı alanında topla buluşmaya başladığında, bütün stat soluğunu tutmuş, adeta bir futbol resitalini izliyordu.

Önceki haftanın yıldızı Valbuena orta saha da kaptırdığı toplarla bu kez kötü rolde, limitleri belli Fenerbahçe nefes alamıyor. Kaleci Harun takımına nefes veriyor ama Sosa’nın enfes vuruşu jeneriklik bir gol oluyordu.

Oyuna sonradan giren Mehmet Ekici’nin takımdan ayrılış şekli taraftar üzerinde olumsuz etkisi topla her buluşmasında ıslıklardan anlaşılıyor.

Maça Trabzonlu gibi başlayan bir grup taraftarlar, maçın sonlarına doğru iyi bir Trabzonsporlu gibi davranmıyor. Valbuena ve Mehmet Ekici kazanılan köşe vuruşu için topun başına geldiğinde, ıslıkla beraber çok hızlı hareket eden su şişesi ve bozuk para sahanın içine yağmaya başlıyor. Bunlar asla “ufak tefek şeyler” değil, kronik toplumsal bir hastalığımız.

Bu tepkileri ciddiye almayan hakem disiplinli ve tavizsiz tavrı ile futbolcu ve taraftarların centilmenlik dürtülerini harekete geçiriyor.

Maçın sonlarına doğru futbolcular doğal olarak fiziksel gücünü tamamını kaybetmiş durumda. Bazı futbolcular Fenerbahçe’de oynadıklarını hatırlıyor ama ilk kez kaleye geçen genç kaleci Uğurcan’ın son dakika refleksi “Kedileri kıskandıracak” cinstendi.

Maçın sonucu mu?

Fenerbahçeli futbolculardan futbol maçı oynamaktan çok adeta bir mucizeyi gerçekleştirmeleri istenmişti, maçın sonucu öyle olmadı. Azmin ve inancın zaferi, sekiz yıl sonra kazanan Trabzonspor oldu.


Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!