BEŞİKTAŞ ARMASI AĞIZ KİRLETMEZ!

Kategori: Yazar - Yorum Yazın

 

Birçok futbolcunun, transfer olurken beklentilerini karşılayamayan eski yöneticilerini sözünde durmadıkları veya teknik direktörünü adil ve etik davranmadıkları için eleştirmesi normal karşılanabilir. Ama Tolgay örneğinde olduğu gibi o kulüpte yaşanmışlıkların yok sayılması, formanın küçümsenmesi kabul edilebilir değildir.

Tolgay’ın “Beşiktaş armasını bugüne kadar hiç öpmedim. İlk defa bugün yaptım bunu…” söylemini “benliğine ait olmayan bir formayı çıkarıp, hayalindeki formayı giyinme” olarak mı anlamak gerekiyor?

Bir kulüpten ayrılırken eleştirilecek olan forma veya arma değildir, Futbolcuyu o kulüpten ayıran gerçek nedenlerdir. Futbolcunun hedef ve beklentilerinin yani kafasının içindeki düşüncelerle, kendisine sunulanlar arasındaki uyumsuzluktur. Bu nedenle eleştirmesi gereken semboller değil, olaylardır.

Tolgay gibi etik standartı düşük futbolcuların her transfer sonrası yeni kulübünde var olan kültürel yapı ve yönetimsel modellere uyum, taraftara kabul sürecinde profesyonellikle bağdaşmayan yapmacık ve abartılı demeçleri yeterince donanımlı olmadıklarını ortaya çıkarmaktadır. Fenerbahçe taraftarının kalbini kazanmadan, beynine bir şeyler sokmaya çalışmak büyük bir yanılgıdır.

Bir kayıkta hızı ve yönü korumak için nasıl iki küreğin birden doğru bir biçimde kullanılması gerekiyorsa futbolcularında kulüp değişikliklerinde övgü ve yergiyi doğru ve dengeli bir biçimde kullanması gerekir. Bu bağlamda, Tolgay’ın düşünce süzgecinden geçmemiş “Beşiktaş armasını bugüne kadar hiç öpmedim. İlk defa bugün yaptım bunu…” söylemini her şeyden önce kendi emeğine, eski takım arkadaşlarına, kendisine hizmet eden kulüp çalışanlarına, en zor zamanlarda kendisini destekleyen taraftarlarına saygısızlıktır. Bu söylemle geçmiş yaşantılarının kendisi için hiçbir anlamı yok, demektir.

Tolgay, Trabzonspor’la anlaşıp hangi karakterle Beşiktaş’a geldiyse, aynı şekilde Beşiktaş’ta oynadı ve ayrıldı demektir.

Bu durumda, Tolgay’ın, bu demeçle kazanımı ne oldu?

– Futbol kamuoyu iyi bir Fenerbahçeli olduğunu mu öğrendi?

– Beşiktaş formasını istemeden giyiyordu, bu baskıdan mı kurtuldu?

Yoksa kabul görmek için “doğuştan Fenerli” algısı yaratarak, futbol kariyerine siyah bir nokta, karakterine soru işareti mi koydu?

Her transfer sonrası söylemde eski kulübüne karşı “Ahde Vefa” hallerini yaşamak/yaşatma düşüncesinin arkasında güçlü bir eğitim ve geniş bir kültür olgusu yatar.

Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor gibi tarih ve kültür hazinesi her kulübün arması öpülür, kimsenin ağzı kirlenmez. Aksine bu armalar “misvak” gibidir, kirli ağızları temizler.

Televizyon ekranlarında yeni transferlerin kulaklarını kaşımadan, klişe laflar etmeden, evelemeden, gevelemeden daha zeki ve entelektüel demeçlerine tanık olabilmek umuduyla…

mail: rcengiz1965@gmail.com


Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!