XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
Türk Spor Ajansı
21.10.2020

HAYAL EDELİM!




Hakem yöneticilerinin klasman seçimlerinde adam kayırmacılık/bölgecilik yapmadığı, klasman hakemlerimizin birilerinin arkasına sığınma ihtiyacının olmadığı günü hayal edelim. Daha iyisi hakemlerin kulis yapmadıklarını hayal edelim.

Hakemlerde eşitliğin bir fikir değil yaşam biçimi olduğunu hayal edelim. Daha iyisi genç hakemlerin çok çalışarak FIFA hakemi olacağına inandığını hayal edelim.

Hakemlerin oyun kurallarını güçlü/zayıf takım demeden oyun kurallarına standart uygulandığını hayal edelim. Daha iyisi baskı altında ödünsüz müsabaka yönettiklerini hayal edelim.

Hakemlerin maç içerisinde iyi ilişkiler kurabilme ve bu ilişkileri sürdürebilme sorunu yaşamadıklarını, hakemlerin mizahla mantıklı sonuçlara varabilme özelliği gösterdiğini hayal edelim.  Daha iyisi bu iletişime mizah katacak kadar özgüvenli olduklarını hayal edelim.

Hakemlere küfür edilmesin diye küfür ediyoruz. Bu çelişkili durum bizi hem eğlendiriyor hem de tatmin duygusu yaşatıyor. Ancak, hakem hataları gösterilen öfke ve küfürlü tepkilerin şiddetini haklı çıkarmıyor. Tartışmalar sorunların çözümüne katkı sunmuyor, futbolu geliştirmiyor. Aksine zayıflatıyor.

Hakemlerin küfür yemeden yönettikleri bir maç hayal edelim. Daha iyisi “Bu hakem satılmış, Federasyon Uşağı hakem puanımızı gasp etti, bu hakemden hesap soracağız…” diyen birine, “Hakem kuralı uyguladı, baskı altında maç yönettiği için hata yaptı, futbolcular hakeme yardımcı olmadı, hakeme yapılan küfürler yakışık kalmadı…” diye cevap verildiği günü hayal edelim.

Yöneticilerin müsabaka sonuçlarını ilgi çekmek, hakemleri hedef göstermek ve rakiplerini zayıflatmak için demeç vermediklerini hayal edelim. Daha iyisi hakemlerin, kulüp başkanlarının başarısızlık halinde savunma mekanizmalarına kaynak olmadıkları günü hayal edelim.

Davranış ve söylemlerini duygularının etkilediği antrenörlerin takım iyi netice aldığında futbolcuların yanında takım kötü netice aldığında ise hakemlerin karşısında olma alışkanlığı var. Bir başka önemli sorun futbolcular oyun kurallarını bilmesine rağmen hakemlerin oyunun kurallarını uygulamasını değil, kendilerini mutlu edecek kararlar vermesini bekliyor. Bu beklentisi karşılanmadığı zaman, kendisine haksızlık yapıldığını düşünüyor. Bu süreçte başarısızlığın faturasını hakeme çıkarıyor.

Hakemlerin bu tip antrenör ve futbolculara, tıpkı Kant gibi şu soruyu sorması gerekiyor:

“Herkes, senin gibi davranırsa ne olur?” 

 Sabırsız, önyargılı, hoşgörüsüz ve iletişimsiz bir ortamda zamanın hakemler için durağan işlediğini unutmadan kural, ilke ve prensiplerin en önce çiğnenen değil öncelikle korunan düzeye gelmesi gerekiyor.

Eleştiriler yapıcı olmalı hakemler üzerinde kırıcı etki yaratmamalıdır. Eleştirdiğimiz hakemleri sevmeyi öğrendiğimiz zaman bu sorunları çözebiliriz. Futbol programlarımızda en sık rastlanan acımasız eski hakem eleştirilerinin olmadığı, insanların maç sonraları “hakem konuşmaya” ihtiyaç duymadığı günleri hayal edelim. Daha iyisi tribündeki, televizyondaki binlerce insanın hakemi değil, oyunu izlediğini hayal edelim.

İşte o zaman, akla gelen şu sorulara yanıt bulabiliriz.

Sahada adalet dağıtan hakemler “Neden” saha dışında adalet arıyor?  

Sahada otorite olan hakemler “Niçin” saha dışında itibarını korumak için çabalıyor?

Sahada karar veren hakemler “Neden” saha dışında verilen kararlar altında eziliyor?

Saha da oyunun hâkimi olan hakemler “Nasıl” saha dışında oyunun bir parçası oluyor?

{alanbaslik}
© Tüm hakları saklıdırWeb: Efasis Yazılım