XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
Türk Spor Ajansı
05.12.2020

KARA BULUTLARI DAĞITALIM



 

Ülkemizde en çok sevilen ve en çok izlenen takım sporlarının başında gelen Futbol ve Basketbolda (A) Milli Takımlar düzeyinde üzerimizi kara bulutlar kaplamış durumda.

(A) Milli Futbol Takımımızın, Uluslar (C) Ligi'ne düşmesinin ardından, (A) Milli Basketbol Takımımız da bir anda Avrupa Basketbol Şampiyonası'na katılamama yolunda adeta bir küme düşme pozisyonuyla karşı karşıya kaldı. "EuroBasket" Elemelerine 3'de 0 ile başlayan Milliler, basketbolda bırakın Dünya'da, Avrupa'da bile adı-sanı duyulmamış Hollanda karşısında zor da olsa 2 sayı farkla galip gelmesine rağmen, rakibiyle oynadığı ilk maçı 7 sayı farkla kaybettiği için olası bir puan eşitliği halinde Hollanda'nın gerisinde kaldı. (Hollanda'nın ayrıca bizden 1 galibiyet fazlası bulunuyor.) "Çıkmayan candan umut kesilmez" misali yeni yılın Şubat ayında Hırvatistan ve İsveç ile oynayacağımız rövanş maçlarının yanı sıra rakiplerimizin de kendi aralarında yapacakları karşılaşmaların sonuçlarına bel bağlamış durumdayız. "EuroBasket, Elemelerinin kura çekimiyle birlikte belirlenen rakiplerimizi incelediğimiz de "Hırvatistan ile grup birinciliği mücadelesi yaparız" diye yorum yaparken, şimdi acaba "grup üçüncüsü olarak finallere katılabilir miyiz?" diye hesaplar yapıyoruz ve ne günlere kaldık diye hayıflanıyoruz.2001'de Avrupa ve 2010'da Dünya İkinciliğini elde ettiğimiz basketbolumuzda yaşanan bu tablo hiç de iç açıcı değil. Şimdi sorarım sizlere...Eğer Avrupa'nın en iyi 24 takımı arasına giremezsek bu basketbolumuzun da küme düştüğünün bir göstergesi değil de nedir?

Peki, içine düştüğümüz bu açmazın nedenlerini nelerdir? Maddeler halinde sıralayalım:

1-(A) Milli Basketbol Takımımızdaki düşüşün gerekçelerini araştırmadan ve en son düşünülmesi gereken bir noktada yani "EuroBasket" Elemeleri devam ederken, sözde kan değişikliği ve Shane Larkin ile ilgili polemikler gerekçesiyle, "Dereyi geçerken at değiştirilmez" Atasözümüzü dikkate almaksızın koç pozisyonunda Ufuk Sarıca'nın yerine Orhun Ene'yi getirmemiz. (Yanlış anlaşılmasın bu iki basketbol adamının antrenörlük bilgilerine ve işerine olan saygım sonsuzdur.)

2-Basketbolun en önemli 2 ana pozisyonu için yani oyun kurucu(kısa) pozisyonu (1) ve uzun pozisyonu-pivot (5) için bir türlü elit oyuncu yetiştiremememiz ve eski elitlerimizi adeta mum ile aramamız.(Orhun Ene, Kerem Tunçeri vb.) Yıllardır özellikle takımın beyni konumundaki oyun kurucu pozisyonlarına yerli elit oyuncu bulmak yerine bu pozisyona devşirme yabancıları monte etmeye çalışmamız. (Son örnek; Shane Larkin)

3-Süper Lig takımları olarak (bu sezon Beşiktaş hariç),günü ve sezonu kurtarmak amacıyla genç yerlilerimize daha fazla oynatarak onlara Milli Takımlarımızın yolunu açmak yerine sürekli olarak yabancı oyunculara bel bağlamamamız.

4-NBA'de forma giyen oyuncularımızın yokluğunu bahane etmemizin yanı sıra kış aylarına sıkıştırılmış yoğun maç trafiği statüsüne olan anlamsız itirazlarımız. (Diğer takımların da aynı statü içinde yer aldıklarını nedense aklımıza getirmememiz.)

5-Türkiye Basketbol Federasyonu olarak, bol yabancılı ligimizi, bol yerlili hale getirmek için bir çaba içinde olmamamızın yanı sıra Milli Takımımızın oyuncularında görülen fundemantal eksikliğini gidermek yolunda uzman antrenörlerden, örneğin; Sırp koçlardan yararlanmak gibi özel bir gayret sarf etme gereğini duymamamız.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen basketbolumuzda ışık saçan ve ümit vaat eden güzel bir örneği de sizinle paylaşmak istiyorum. (A) Milli Basketbol Takımımızın "EuroBasket" Elemelerinde Hırvatistan ve Hollanda ile oynadığı maçlarda,18 yaşında ve 2.08 boyundaki genç yeteneğimiz Alperen Şengün'ün varını-yoğunu ortaya koyarak sergilediği başarılı oyunu büyük dikkat çekti ve takdir topladı. Genç Dev Adam, basketbola geç sayılabilecek bir yaşta başlamasına rağmen kısa zamanda büyük işler başararak önce formasını giydiği Beşiktaş'ı adeta tek başına sırtladı ve hemen ardından da elit oyuncu sıkıntısı çektiğimiz Milli Takımımızın göz bebeği olmayı bildi. Böylece genç yeteneğimiz, adeta sıkıntıdan kavrulan yüreklerimize serin bir su serpti. Alperen'in bu başarısında en büyük pay; hiç kuşkusuz Beşiktaş Kulübünün ve koç Ahmet Kandemir'in idi. Genç oyuncusuna sahip çıkan Kandemir, bu oyuncuyu tüm maçlarında ilk 5'e başlatarak ve süreklilik tanıyarak ona büyük öz güvenin yanı sıra sorumluluk yüklerken, Alperen'de bu güveni boşa çıkarmadı.10.haftası  geride kalan ve yabancıların hegemonyasındaki ING Basketbol Süper Liginde Alperen Şengün, Beşiktaş forması ile çıktığı maçlarda 210 sayı ile "EN ÇOK SAYI ATAN,"105 ribauntla "EN FAZLA RİBAUND ALAN",17 blokla "EN FAZLA BLOK YAPAN" ve 287 verimlilik puanıyla "EN DEĞERLİ OYUNCU" unvanlarının açık ara sahibi oldu.

Öte yandan Süper Lig'de sezona genç ve yerli oyuncu ağırlıklı bir kadro ile başlayan Beşiktaş ise, son haftalarda özellikle yerli ve genç oyuncularıyla hem üst üste galibiyetlere imza attı hem de başarılı basketboluyla tüm dikkatleri üzerine çekti. Süper Lig'deki kulüplerin büyük çoğunluğunun aksine günü ve sezonu yabancı oyuncularla idare etmek yerine, geleceği kurtarmak adına Türk Gençliğine önem veren Beşiktaş kulübü ayrıca elit sporcular yetiştirme politikası doğrultusunda genelde oyuncularımızın en büyük eksikliği olan fundemantal sorununun çözümü doğrultusunda fundemantal uzmanı Sırp Koç'u özel ve ekstra çalışmalar yaptırmak üzere gençlerin başına getirdi.8'li grup halinde Sırp Koç eşliğinde günde 3 saat aralıksız çalışan gençler, bu antrenmanın ardından (A) Takım çalışmalarına da katılarak elit oyuncu olma yolunda büyük aşama kaydetmeye başladılar. İşte,bunun en güzel örneğini Alperen Şengün ile gördük ve yaşadık.

Bu noktada, Beşiktaş Kulübünün gençliğimize yatırımları ve Alperen Şengün gibi örneklerin çoğalması ile Basketbolumuzun düzlüğe çıkacağından kimsenin hiç bir şüphesi olmasın.

Gelin, el birliği ile önce basketbolumuzdan başlayarak söz ettiğimiz örnekler çevresinde üzerimizdeki kara bulutları dağıtalım. 

GÜN, DOĞRU ÖRNEKLER ALTINDA TOPLANMA GÜNÜDÜR.

 

{alanbaslik}
© Tüm hakları saklıdırWeb: Efasis Yazılım