XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
Türk Spor Ajansı
21.02.2021

REST!


 


Yayıncı kuruluş “ilgilisi” Rashed Al-Marri Sözcü Gazetesi’ne konuşmuş. Mealen, sana parayı vermezsek demiş Fenerbahçe’ye, “görürsün gününü!” Eklemiş sonra, yine mealen, “açıklamayı 19.05’te yaptıysak ne olmuş, size göre mi hareket edeceğiz” Sonra da gösterilmeyen bir faul pozisyonuna Başkan tarafından yapılan serzenişe de, yine mealen, “sizi heyecanlandıran şey bizi heyecanlandırmıyor ya da merak etmiyoruz”, falan filan!

Yayıncılık tarihinin en utanmaz açıklaması diyebilirim buna! Ne sanıyorlar acaba kendilerini? Biz sömürge ülkesi miyiz? Parayı vermeme gibi bir keyfiyet var mı? Yayın uygulamalarıyla ilgili ciddi bir öfke birikmesi olduğunun farkında değiller mi?

“Değişmeyen tek şey değişimdir” demiş Herakleitos ve de eklemiş, “Kimse aynı ırmakta/suda ikinci defa yıkanamaz “diye. Ama adam bizleri hesap edememiş. “Biz” tarihi tekerrür ettirmek konusunda öncüyüz. Çeyrek asırlık naklen yayın süreci hep karanlık ya da tartışmalı olaylarla dolu. Yani değişmiyor! İnsan faktörü! Sistemi neyin üstüne kurarsanız öyle gidiyor. Özne “cukka”!  

Türkiye’nin özel televizyon işleri ortaya çıkıp, TRT tekeli kırıldığı ilk günlerden bugüne kadar geçen 25/26 senelik süreçte çok olaylar yaşandı. Star’lar, Cine 5’ler, Teleon’lar önce ortaya karışık usülde sonra havuz sistemiyle işi alabilmek için çok tuhaf işlere kalkıştılar. Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarında da yansıyan olayların içinde iki ayrı tarafın “sözcülüğüne” soyunan baba-oğul ana avrat birbirlerine dahi girdiler. Bu satırların yazarını tutanaklar üzerinden haberleştirdiği gelişmelerin siyaset de doğrudan içinde yer alınca çürümüşlüğün adeta kitabı yazıldı.

Yayın işi yağlı mı? Aslında öyle! Biz bilmiyoruz ne nasıl bölüşülüyor, paylaşılıyor ama ihaleyi öyle ya da böyle alan kuruluşu ne kazanıyorsa büyükler üstüne basarak hallediyor işi. Bir keresinde Fenerbahçe “havuzdan çıkarım ha” diyecek oldu, -kanunen doğru- yapılmadık tehdit kalmadı.

Lafı dolaştırıp duruyorum.

Katarlı şeyh efendi içi boş tehditi savurmuş ama nihayetinde başlarına gelecekleri fazla hesap etmemiş. Aslında yayıncı kuruluştan ve onunla kolkola giden VAR uygulamasından haklı haksız şikayetçi olmayan yok ama karşılığında yapılacak iş parmak sallamak mı acaba? Hangi memlekette kimi korkutuyorsunuz aklınızca? Kazancınızın ciddi kısmında Fenerbahçe’yle birlikte “büyüklerin” katkısı var. Kısaca dekoder iadesiyle başlayacak olası bir furya sözleşmeyi erken bitirip hadi güle güle noktasına bir anda getiriverir sizi. Siz bizim ülkemizde bizi hangi cesaretle tehdit edebilirsiniz? “Kimse bize şunu işten çıkarın diyemez” diye atarlanmayı biliyorsunuz ama! Gazeteden kimse “ne diyorsun sen” de dememiş! Futbolun, izleyicinin ve dahi taraftar gruplarının gücü konusunda brifing alın isterseniz. Havuz da bozulur, ihale de düşer. Size düşen sorunu çözme konusunda adım atmaktır. Kafa tutmak değil. Fenerbahçe ya da başka “büyük” kendi yayın platformunu kursa bunu dijitale taşısa şu andakinden çok çok daha fazla para kazanabilir. Salgın şartlarında rağmen.

Haddinizi bilin!

Burası Arap çölü değil!

{alanbaslik}
© Tüm hakları saklıdırWeb: Efasis Yazılım