XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
Türk Spor Ajansı
14.07.2020

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ VE SPOR




Toplumsal Cinsiyet, global dünyanın en büyük problemlerinden biri olan cinsiyet ayrımının genel bir adıdır. Bunun önüne geçilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi amacı ile de uluslararası düzeyde benimsenen olguyada toplumsal cinsiyet eşitliği denilmektedir.

Dünya nüfusunun yarısının ayrımcılık nedeniyle geri kaldığı bir durumda ekonomik büyüme, toplumsal istikrar ve sürdürülebilir kalkınma da doğal olarak engellenmiş olmaktadır. Eğitime, iş olanaklarına ve kaynaklara yetersiz erişimlerine rağmen, kadınlar ve kız çocukları sporda uluslararası başarılar kazanmaktadırlar. Ancak yine de, onların siyasi, sivil ve kültürel hayata olduğu kadar, spor yönetimine katılım olanaklarının da kısıtlı olduğunu görmekteyiz. 

Günümüzde cinsiyetler arası eşitsizlik; ekonomik ve siyasi hayata katılımdan, eğitime erişime kadar birçok alanda etkisini gösteriyor. Toplumun yarısını oluşturan kadınlar, ekonomik ve toplumsal hayatta ve karar alma mekanizmalarında yeterince yer almıyor. Oysa toplumsal cinsiyet eşitliğinin ülkelerin kalkınması, insani gelişmenin sağlanması ve daha adil toplumların oluşması için en önemli unsurlardan biri olduğu bilinmektedir.

 

Cinsiyetimiz kadın ya da erkek fark etmeden, biyolojik olarak belirlenmiş bir temel özelliktir. Biyolojik özelliklerin getirdiği fiziksel farklılıkları bilim ile açıklamak mümkündür ve bu fiziksel farklılıklar bir ayrımcılık nedeni ya da üstünlük sebebi değildir. Bilimsel gözlem sonucunda fiziksel olarak bazı farklar görülse de, bilimin hiç bir alanı kadınların iş hayatında daha az aktif olmasının nedenini bu fiziksel farklılıklar ile açıklayamaz. Bu tamamen toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucudur.

 

Toplumsal cinsiyet eşitliği temel ve ihlal edilemez bir insan hakkıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde de kabul edildiği üzere, insanların toplumsal cinsiyet de dâhil olmak üzere hiçbir statüye bakılmaksızın diğer insan haklarından faydalanmasına imkân tanıyan temel bir unsurdur.

 

Toplumsal cinsiyet eşitliği, yukarıda belirttiğimiz kıyaslamalara neden olan, toplum içerisinde adaletsizlik ve eşitsizlik yaratan uygulama ve kurallara karşı gerekli çıkarımları yapar ve önlemler alır. Ülkemiz açısından, kadın ve kızların spora katılımı ile sporu aktif yönetme bağlamındaki rollerine baktığımızda, diğer yaşam alanlarında olduğu gibi burada da  aynı olumsuzlukları görebilmekteyiz. Bu durumun bir bakıma ülkemiz sporunun kalkınmasında bir engel oluşturduğu düşünülebiliriz. Bu bağlamda daha çok sayıda kadının ülke sporunun yönetiminde daha aktif  rol almalarının gerektiğini vurgulamak gerekir ve bu konuda herkese iş düşmektedir. İlgili ve yetkililere bizlerlerin sunduğu bu öneriyi ancak bu işin başında bulunan yetkililer hayata geçirebilirler.

 

En içten Saygılarımla 

{alanbaslik}
© Tüm hakları saklıdırWeb: Efasis Yazılım